Eğitim Hakkı Anasayfa

İzmir Halkevleri Eğitim Hakkı Forumu tamamlandı: 4+4+4’e karşı mücadele devam edecek

Pa, 23/12/2012 - 15:30
  • Arttır
  • Eksilt
  • Normal

İzmir Halkevleri, bugün (22 Aralık 2012) Eğitim Hakkı Forumu’nu Selahattin Akçiçek Kültür Merkezi Avni Akyol Salonu’nda gerçekleştirdi

Forumda, eğitimde piyasalaştırma, gericilik ve güvencesizlik başlıklarında sunumlar yapıldı ve üç aydır uygulanan 4+4+4 eğitim sisteminin yol açtığı sorunlar ve mücadele yöntemleri konuşuldu. Foruma katılanların büyük bir bölümünü okul durum raporları hazırlanırken tanışılan veliler oluşturdu.

Akıncı: Eğitim ve piyasa yan yana gelemez

Eğitimin piyasalaştırılması ve gericilik temalı sunumu araştırma görevlisi Dr. Ümit Akıncı yaptı. Eğitimin her kademesinin paralı hale gelmesinin piyasalaştırmanın en belirgin biçimi olduğunu belirten Akıncı, ‘eğitim ve piyasa yan yana gelemez, piyasa kar amaçlıdır eğitimde kar amacıyla hareket edemezsiniz, bu eğitimin amacına ve doğasına aykırıdır’ dedi. Yıllardır eğitimin ticari alan olarak görüldüğünü ifade eden Akıncı, GATS antlaşmasıyla eğitim, sağlık gibi birçok kamusal alanın özelleştirilmesinin garanti edildiğini söyledi.

‘Öğrenci sayısı her geçen yıl artarken, okul sayısı azalmakta, bu ise özel eğitim kurumlarıyla ya da sınıfların kalabalık hale getirilmesiyle çözülmeye çalışılmaktadır’ diyen Akıncı, eğitime bütçeden ayrılan payın her geçen yıl daha da azaldığına, okulların tüm giderlerinin öğretmen ve velilerin üzerine bırakıldığına dikkat çekti. Akıncı, eğitimde piyasalaştırma maddi imkanı olmayan insanların eğitim sürecinden tamamen dışlanmasına yol açmaktadır, dedi.

Okulların imam hatip okullarına dönüştürülme süreci, müfredata eklenen derslerin içerikleri, ‘tek tip kıyafete karşı’ söylemleri ile okullarda türbanın yasallaştırılması, seçmeli olarak konulan derslerin öğretmen atamalarının yapılmaması nedeniyle açılmaması ve öğrencilerin seçmeli din derslerine zorlanmasının eğitimde gericileşmenin AKP eliyle gerçekleştiğini belirten Akıncı, ‘bilimi ve aklı tamamen dışlayan gericileşme, insanın kendisini gerçekleştirmesinin önündeki en büyük engeldir’ dedi.

Dr. Ümit Akıncı son olarak; eğitim sisteminin gerici ve piyasacı bir şekilde değil bilimsel, laik ve kamusal olarak yeniden örgütlenmelidir.

Tosun: 4+4+4 yasası yeni bir toplum projesidir

Halkevleri Ege Bölge Temsilcisi Didem Tosun, ‘4+4+4 diye bilinen gerici, cinsiyetçi, piyasacı bu yıkım projesi daha önceleri örnekleri görülen ve sadece bir eğitim yasası ya da kısmi bir düzenleme değildir, bunun da ötesinde yeni bir toplum projesidir’ dedi.

Eğitimde dönüşümün başta eğitim sürecinin doğrudan öznesi olan eğitim emekçileri, veli ve öğrenciler olmak üzere tüm toplumun, halkın, ülkenin bütününün bir gelecek sorunu olduğuna dikkat çeken Tosun, bu projenin işleyişi engellenemediğinde çocuk işçiliğine, çocuk gelinlere giden sürecin ve bir kuşağın ideolojik zehirlenmesinin önü açılacağını belirtti. 4+4+4’e karşı ve eğitim hakkı için verilen birleşik mücadelenin önemini vurgulayan Tosun, verilen mücadele sonrası elde edilecek her kazanımın neo-liberalizme ve gericiliğe karşı mücadelenin ilerletilmesi anlamına geldiğini ifade etti.

Halkevleri’nin 4+4+4’e karşı yasanın konuşulmaya başladığı günden beri mücadele ettiğini ve her yerde velilerin ve öğretmenlerin bir arada olduğu birliktelikler oluşturmaya çalıştıklarını, yasanın ne anlama geldiğini ortaya koymak için yüzlerce bilgilendirme toplantısının yapıldığını, açıklayan Tosun, ‘Gericiliğe karşı mücadelenin simge günlerinden birisi olan 2 Temmuz’da başlattığımız imza kampanyasıyla yüz binlerce insana ulaştık. Yüzlerce yeni insanımız imza kampanyamızın örgütleyeni oldu. Onlarca demokratik kitle örgütü, köy derneği, sendika gibi örgütlerle beraber çalışmalar, toplantılar, konserler düzenledik. Halkevleri’nin bulunmadığı birçok yere ulaştık. 15 Eylül mitingi yaklaşırken birçok yerde girilmedik sokak, afişlenmedik meydan bırakmadık. 15 Eylül’de eğitim hakkına sahip çıkan binlerce insanla yürüdük.  Ve halkevlerinin bulunduğu bölgelerde eğitim hakkı meclisleri kurduk. Bugün İzmir’de 4 bölgede eğitim hakkı meclisi vardır ve bu meclislerin olduğu yerlerde yaygınlaştırılması, derinleştirilmesi, bu meclislerin olmadığı yerlerde öğretmenlerin, velilerin, öğrencilerin bir araya gelmesiyle eğitim alanında yaşanan her hangi bir sorunda ortak tavır alabileceğimiz, yerel örgütlenmeler oluşturmalıyız’ dedi.

Korkut: Güvencesizlik bir ‘sizlik’ terimidir

Eğitimde güvencesizlik üzerinde duran Eğitim-Sen Genel Merkez Yöneticisi Eğitim Sekreteri Betül Korkut, ‘güvencesizlik iş ve gelir güvencesi başta olmak üzere, çalışma süresi ve saatinin, iş tanımının belli olmadığı, sosyal güvenlik ve örgütlenme gibi haklardan yoksun olmayı ifade ettiğini belirtti.

‘Güvencesizlik terimi yoksunluk ifade eden bir “sizlik” terimidir’ diyen Korkut, güvencesizliğin evsiz, işsiz, parasız, okulsuz, sağlıksız, sendikasız gibi en temel insani haklardan yoksun bırakılmayı ifade ettiğini belirtti.

Emekçi güvensizleştirilerek elinden direnme silahının alındığını belirten Korkut, güvencesiz emekçi patronun iş beklentisini istemese de yapmak zorunda kalır, kapitalizm bu yüzden güvencesiz emekçi ister, dedi.

12 Eylül ve sonrası 24 Ocak kararlarıyla kazanılmış tüm kamusal hakların kaybedildiğini vurgulayan Korkut, ‘elimizde devletin sopasından başka bir şey kalmadı, o da itiraz edene iniyor’ dedi. Ayrıca Korkut, “Her şeyi devletten beklemeyin” diyen Turgut Özal’la birlikte bu hakların alınışı, insanların zihnine sinsice yerleştirildiğini ifade etti.

Korkut, ‘sırtımdaki ceketi satar çocuğumu yine okuturum diyerek en temel hak olan parasız eğitim hakkının elimizden alınmasına ses çıkarmadık’ diyerek eğitimin piyasalaştırılmasına karşı mücadele etmeyen öğrenci velilerini eleştirdi.

Eğitim emekçilerinin güvencesizliğinin sadece dershane öğretmeni, ataması yapılmayan öğretmenler ya da ücretli öğretmenler üzerinden tartışıldığını ancak norm kadroyla birlikte çok daha önce uygulanmaya başladığını belirten Korkut, ‘iş güvencesi yoksa, bilim üretilemez hiçbir şey üretilemez’ dedi.

Güvencesizliğe karşı mücadelenin aynı zamanda eğitim hakkı mücadelesi olduğunun üzerinde duran Korkut, birleşik mücadelenin önemine değinerek konuşmasını bitirdi.

Türkiye’nin dört bir yanında halkevleri eğitim hakkı meclisleri tarafından tutulan okul durum raporlarının İzmir’de tutulan raporların sonuçlarını moderatör Göksel İnce açıkladı.

İzmir için tutulan 50 adet okul durum raporu doğrultusunda;

“27 okulun temizliği taşeron şirketler tarafından sağlanmakta ve bunlardan 13 tanesinin hizmetli sayısının çok yetersiz olduğu saptanmıştır.

17 okulun temizlik görevlisinin parasının ise veliler tarafından karşılandığı, hatta bazı okullardaki temizliğinin velilere ya da öğrencilere yaptırıldığı görülmüştür.

21 okulun tuvaletlerinin ve sıralarının 5,5 yaş çocuklarına uygun olmadığı görülmüştür.

Birçok okulun kütüphane laboratuvar ve yemekhanesinin olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca 4+4+4 sistemiyle öğrenci sayılarının artmasından kaynaklı 18 okulda müzik odası, toplantı salonu, laboratuvar,  kütüphanelerin ve öğretmen odalarının kapatılarak sınıflara dönüştürüldüğü belirlenmiştir.

Birçok okulun spor salonunun ve sağlık odasının olmadığı ve okulun yapısının engelli öğrencilere uygun olmadığı tespit edilmiştir.

Okullarımızın %95’inde görevlilerin maaşı, kırtasiye giderleri, boya badana yakacak gibi gerekçelerle aidat ve bağış toplanmaktadır. Bazı okullarda birinci sınıflardan 150 TL istendiği veremeyen velilerden yeşil kart getirmeleri talep edilmiştir. 

Okullarımızın %80’inde rehberlik öğretmeninin olmadığı tespit edilmiştir. Bu okullardan 8 tanesinde ilkokul ve ortaokul bir arada eğitim verildiği ve çoğunda seçmeli ders öğretmenlerinin gerekli formasyona sahip olmadıkları tespit edilmiştir. Ayrıca seçmeli derslerin kaynak kitaplarının birçok seçmeli ders için mevcut olmadığı belirlenmiştir.

Bazı okullarda okul müdürlerinin erkek öğretmenleri camiye gitmeye zorladıkları görülmüştür.

Çok sayıda öğretmen başka okullara atanmış, öğrenciler ise okullarının değişmesi sebebiyle sürgün edilmiştir. Örneğin; Bademler köyündeki okulda birleştirilmiş sınıflarda eğitim verilmektedir.

Ayrıca seçmeli din derslerine idarecilerin yönlendirmesi ile kayıt alındığı belirlenmiştir. Okullarda değişen ders sayısı ve saatler sebebiyle birçok okulda öğretmen ve öğrencilerin geç saatlerde okuldan çıktıkları görülmüştür. Çoğu okulda ırk, mezhep ve cinsiyet ayrımcılığı yapıldığı tespit edilmiştir.

Ayrıca, pek çok okulun eksiklerinin belediyeler tarafından kapatıldığı görülmüştür. Ancak okullarda ortaya çıkan eksiklikler kamusal bir hak olan parasız eğitim hakkının ”

4+4+4’ü veliler, öğrenciler ve öğretmenler anlatıyor

Forumun ikinci oturumu kurum temsilcileri konuşmalarını yaptı ve serbest kürsüde öğrenci velileri, öğretmenler eğitim hakkına ilişkin düşüncelerini anlattılar.

Öv-Der İzmir Şubesi adına konuşmayı Behram Kaya yaptı. Kaya konuşmasında, 4+4+4 ile eğitimin tamamen bir meta gibi alınır-satılır hale getirilmeye çalışıldığını, öğrenci velilerinin birer müşteri haline getirilmek istendiğini, eğitimin içeriği boşaltılarak üretim yerine bir tüketim kültürü yaratılmak istendiğini, eğitimin paralı hale gelmesiyle eğitim sürecinin maddi imkanı olmayan çocuklara kapatılarak kapitalizme ucuz işgücü yaratılmak istendiğini vurguladı. Örgütlü mücadelenin önemi üzerinde duran Kaya, 4+4+4’e karşı birleşik mücadelenin önemini bir kez daha vurguladı.

Atılgan: 4+4+4’e karşı çocuklarımızla birlikte mücadele ediyoruz

Engelli öğrenci velisi Hüseyin Atılgan, 4+4+4 eğitim yasasından en çok zihinsel engelli öğrencilerin mağdur olduğunu belirtti. Karşıyaka’daki İzmir İş Eğitim Merkezi’nde eğitim gören engelli öğrencilerin 4+4+4 yasasıyla okullarından uzaklaştırılarak halk eğitim kurslarına yönlendirildiğini açıklayan Atılgan, ‘çocuklarımız bu merkezde eğitim görüyor, üretime katılıyor, hayatını idame ettirebiliyordu ama şimdi kurslara yönlendirme ile çocuklarımız güvencesizleştiriliyor, eve mahkum edilmek isteniyor’ dedi. Bu yasanın neden çıkarıldığını sorduklarında ‘biz değil Ankara’dakiler bilir’ cevabını aldığını ifade eden Atılgan; ‘biz önce kanunu çıkarıyoruz, sonra aksayan yönlerini düzeltiyoruz’ dediler, böyle bir saçmalık olabilir mi diyerek isyan etti.

MEB’in okul servislerinin 22 yaş altındaki engelli öğrencileri taşıdığını belirten Atılgan, çocuklarını taşıyan halk eğitime ait servislerin parasını devletin ödemediğini söyledi. Atılgan ‘biz çocuklarımızla birlikte bu yasaya karşı mücadele ediyoruz, onların yanında olun, birlikte mücadele edelim’ diyerek sözlerini bitirdi.

Deniz: Ben buradayım, diyorlar

Ataması Yapılmayan Öğretmenler Platformu (AYÖP) adına konuşma yapan Ercüment Deniz, atanmayan öğretmenlerin 4+4+4 eğitim sistemi ile daha da mağdur edildiğine dikkat çekti. Ataması yapılmayan öğretmenlerin yaşadığı sorunların derin olduğunu, intihar eden öğretmenlerin hikayeleri üzerinden anlatan Deniz, atanmadığı için intihar eden öğretmenlerin ‘ben buradayım’ diyerek yaşamlarına veda ettiklerini ifade etti.

Eylem: Halkevleri’nin 4+4+4’e karşı mücadelesinde yanındayız

Pir Sultan Abdal Derneği Buca Şubesi adına konuşan Aşur Eylem, 28 Mart’tan bu yana Halkevleri ve alevi derneklerinin 4+4+4’e karşı ortak mücadelesine dikkat çekti ve ‘Halkevleri’nin 4+4+4’e karşı mücadelesinde yanındayız’ dedi.

Yetke: Bu yasa patronların yasasıdır

Öğrenci Kolektifleri adına konuşma yapan Hande İpek Yetke, yeni YÖK yasası ile AKP’nin amacının kindar ve dindar bir nesil yaratmak olduğunu belirtti. Harçların kaldırılması yalanının altında eğitimin tamamen paralı hale getirilmesinin yattığını belirten Yetke, ‘bu yasa patronların yasasıdır’ dedi. Bu yasa ile üniversitelerin emekçi çocuklarına tamamen kapatılmak istendiğine dikkat çeken Yetke, ‘bu yasayı getirmek isteyenler üniversitede üniversitelileri karşısında bulacaktır. Tıpkı dün ODTÜ’de olanlar gibi. Savaş çığırtkanlarını, patronları, kadın düşmanlarının üniversiteye sokmayacaktır. AKP ve patronların karşısında, halk için bilim için eğitimin yanında olacaktır. Her üniversite ODTÜ’ye çevireceğimize söz veriyoruz’ dedi.

Dönder: mücadele etmeye devam edeceğiz

Liseli Genç-Umut adına konuşma yapan Elçin Dönder, AKP’nin kendi istekleri doğrultusunda yasalar çıkardığını ve liseleri gericileştirmeye çalıştığını belirtti. AKP iktidarının kindar, dindar, düşünmeyen, biat eden bir nesil istediğini ancak liseli öğrencilerin ‘isyan et’ diyerek buna karşı mücadele ettiğini belirten Dönder, ‘parasız, nitelikli, demokratik, anadilde eğitim mücadelesinde mahallelerde ve okullarda olmaya devam edeceğiz, liseler bizimle özgürleşecek’ dedi.

 “4+4+4, aslında 4-4’tür”

Çiğli’den bir öğrenci velisi olan Kadir Çelik yeni eğitim sisteminin gerici olduğunu vurgulayarak ‘4+4+4, aslında 4-4’tür’ dedi. Necmiye Birlik İlköğretim Okulu Okul Aile Birliği Başkan Yardımcı Dilek Hanım, okulların eğitim bütçesinin velilerin üzerine yüklendiğine dikkat çekerek okullarındaki ısınma sorunu nedeniyle yaşadıklarını anlattı. Okula odun-kömür almak için bir etkinlik düzenlemek zorunda kaldıklarını belirten Dilek Hanım, ‘çocuklarımız üşüyor dediğimizde bize “zenginlerden isteyin” dediler’ dedi.

Taşdemir: Devlet okuluna gidiyoruz ama özel okul kadar para ödüyoruz

Güzeltepe İlköğretim Okulu Öğrencisi Berfin Taşdemir, eğitimin tamamen paralı hale geldiğini vurguladı. ‘Devlet okuluna gidiyoruz ama özel okul kadar para ödüyoruz’ diyen Taşdemir, okulda yaşadığı sorunları anlattı.

‘Okulları öğrenciler, öğretmenler ve veliler ayakta tutuyor’ diyen öğretmen Gündüz Bey, AKP iktidarının öğrenciyi, öğretmeni ve veliyi karşı karşıya getirdiğini ifade etti. İzmir’de 950 öğretmenin norm fazlası durumuna düşürüldüğünü ve 450 öğretmenin açıkta kaldığını belirten Gündüz Bey, öğretmenlerin güvencesizleştirildiğine dikkat çekti. Öğrencilerin sürgüne zorlandığını, okulların birleştirilmiş sınıflara dönüştürüldüğünü açıklayan Gündüz Bey, öğretmeni olduğu birleştirilmiş sınıflı okulunun sorunlarından bahsetti.

 Öğretmen Melek Erbay konuşmasında, okulun yaşanan sorunların 4+4+4 eğitim sistemiyle daha da artış gösterdiğinden bahsetti. 4+4+4’ün dayak, cop, ve biber gazıyla geçtiğini ama öğretmen, öğrenci ve veli buna karşı mücadelesinin sürdürmesinin önemini vurgulayan Erbay, ‘okul durum raporları da gösteriyor ki, bu yasa işlemiyor’ dedi.

Okulların kiraya verilebilir birer işletmeler haline geldiğini belirten öğretmen Erdal Bey, ‘okul aile birliklerinden kaçmayın, gidin zihniyetini değiştirin’ dedi.

Bir öğrenci velisi konuşmasında, okullarının yıkıldığını ve ancak iki yıl sonra tamir edildiğini anlattı.

Okullarında yaşadıkları sorunları anlatan veliler 4+4+4 eğitim sistemi ile bu sorunların daha da derinleştiğini anlattılar. Okulların giderlerinin veliler, öğrenciler ve öğretmenlerce karşılandığını, öğrencilere servis verilmediğini, seçmeli derslerin açılmadığını ve öğrencilerin din içerikli derslere yönlendirildiğini, kıyafet serbestliğinin öğrenciler arasında yarattığı ayrıştırmayı daha da görünür hale getirdiğini anlattılar.


Halkevleri Genel Merkezi
Konur Sokak No:8/9 Kızılay, Ankara
Telefon: 312-4192717 Faks: 312-4193207 Eposta: [email protected]
Bağışlarınız için; İş Bankası (Ankara) Meşrutiyet Şubesi 785989 nolu hesap