Toplumcu, demokratik bir cumhuriyet için mücadelenin adresi sokak, öznesi halk – Oya Ersoy

Pt, 21/04/2014 - 11:19
  • Arttır
  • Eksilt
  • Normal

Toplumsal muhalefet güçleri 30 Mart yerel seçimlerine dair değerlendirmeler yapmaya devam ediyor.  Haziran İsyanı toplumsal muhalefeti zorlayan yeni devrimci bir dönem başlattı. Sosyalistlerin görevi açığa çıkan yeni dinamikleri kavrayacak, onu iktidar mücadelesine sevk edecek bir politik hattın oluşturulmasıdır. Sistemin krizine halkın çıkarları doğrultusunda somut müdahalelerde bulunmak halkın özneleştiği, sokakta kurulacak bir mücadele çizgisiyle mümkün, 1 Mayıs bu çizginin yaratılması için önemli bir başlangıç noktası olacaktır

Toplumsal muhalefetin kendisini ölçüye vuracağı, ders çıkarmak üzere toplumun siyasi çözümlemesini yapacağı yer sandık değil. Ama siyasetin devrimciler açısından birincil olmayan bu alanına ilişkin de birtakım taktikler çıkarılır ve bu seçimde de çıkarılmıştır. Bu taktikleri uygulamada ne kadar başarılı olup olmadığımızı analiz edebilir ve bu konuda pek başarılı olamadığımızı söyleyebiliriz.

AKP kadar parlamentarizmin de eleştirisi olan bir isyanın ardından parlamenter siyasetin kitleleri manipüle etme yeteneğini hesaba katmalıyız. Tarihinin en büyük isyanını gerçekleştiren bir toplum neden bir yıl geçmeden, AKP’nin kazanacağı geniş kesimlerce öngörülen bir sandık saflaşmasına teslim olmuştur? Bizim açımızdan seçim sürecinin ortaya koyduğu en büyük sorunlardan biri, belki de AKP’nin galibiyetinden de önemli olanı budur.

Öte yandan parlamenter siyasetin solun etki alanı dışına çıkarıp AKP etrafında kenetlediği, önemli bir bölümü emekçi katmanlardan oluşan yığınlarla nasıl ilişki kuracağımız, emek ve hak mücadeleleri ile temas ettiğimiz bu kitleleri nasıl politikleştireceğimiz sorusu önümüzde durmaktadır.

Sandıktan çıkan sonucu oy oranlarıyla okursak, bize çıkış göstermeyen yüzde 65-yüzde35 sağ-sol denge diye bir ezberi yinelemiş oluruz. Sonuca bakıp parlamenterizmin kitleleri pasifleştirici etkisini, sağ saflaşmaya katkısını ve asla diktatörlüklere karşı etkili bir silah olmadığı gerçeğini de görebiliriz. Sandık devrimcilere bir kez daha “tek yol sokak” demiştir. İşte buradan bir çıkış vardır.

Toplumsal muhalefeti yenilenmeye zorlayan yeni ve devrimci bir dönem

Haziran İsyanı elbette toplumsal muhalefetin yıllardır biriktirdiği deneyimlerle var olan ancak onu aşan bir hareket. İsyanla beraber toplumsal muhalefeti yenilenmeye zorlayan yeni ve devrimci bir dönemle karşı karşıyayız.

Bugün sosyalistlerin görevi açığa çıkan yeni dinamikleri kavrayabilecek ve onu iktidar mücadelesine sevk edecek bir politik hattın oluşturulması ve bu hattın gerektirdiği örgütsel yenilenmenin yaratılmasıdır.

Devrimci bir siyaset, sistemin krizine halkın çıkarları doğrultusunda somut müdahalelerde bulunmayı gerektirir. Sistem giderek derinleşen bir kriz içinde. Bu krize müdahale yeteneği de emek ve hak mücadelelerinde, gençlik mücadelesinde, kadın mücadelesinde, savaş karşıtı mücadelede, anti-faşist mücadelede, gericiliğe karşı mücadelede, LGBT mücadelesinde mevcut. Mücadelenin adresi sokak, öznesi halktır. Örgütsel politik eksiklerimizi de ancak ve ancak halkın iktidarına uzanan bu mücadele içinde tamamlayabiliriz.

Giderek çürümüş bir diktatörlüğe dönüşen AKP iktidarına karşı mücadele isyanın 12 yıllık mücadele birikimi üzerine açığa çıkardığı dinamikleri, talepleri dikkate almadan tartışılamaz. Önümüzdeki 1 Mayıs bu açıdan önemli bir başlangıç noktası olacaktır.

Haziran İsyanı’nda AKP’nin gerici-neoliberal diktatörlüğüne karşı saygı, özgürlük, adalet ve barış talebiyle sokağa dökülen milyonlar bu konuda sözünü söylemiştir. İsteğimiz Türkiye toplumunu oluşturan bütün insanların etnik kimliğine, cinsel yönelimine, inancına saygı gösteren, Alevilerin eşit yurttaşlık hakkının tanındığı ve herkesin kendisini içerisinde eşit ve özgür hissettiği bir kamu düzenidir. Tüm yurttaşların eşit ve etkin katılacağı, doğrudan demokrasiyi temel alan, toplumcu, demokratik bir cumhuriyettir. Kürt sorununun özgürlükçü, demokratik çözümüdür. Haziran İsyanı şovenizme karşı mücadele ve kardeşleşme yolunda önemli bir potansiyel ile karşı karşıya olduğumuzu göstermiştir. “Çözüm” için bu potansiyel harekete geçirilmelidir.

Parçalı işçi sınıfının birliğini sağlayacak büyük hesaplaşma ise neoliberal ideolojiyledir. Halkı yoksullaştıran ve kölece çalışmaya sürükleyen neoliberal politikalara son verilmesi, başta barınma, enerji, su, ulaşım olmak üzere halkın en temel yaşamsal haklarının güvence altına alınması, ekolojik yıkımın durdurulması ve başta eğitim ve sağlık olmak üzere, özelleştirilen ve tasfiye edilen tüm kamu hizmetlerinin kamucu, eşitlikçi ve demokratik bir temel üzerinde yeniden yapılandırılması hedefli emek ve hak mücadeleleri örgütlenmelidir.

Herkesin kendisini içerisinde eşit ve özgür hissettiği, doğrudan demokrasiyi temel alan toplumcu ve demokratik bir cumhuriyet kurmak için “Bu daha başlangıç mücadeleye devam!”

Oya Ersoy

Halkevleri Genel Başkanı